Çevresi tamamen ormanlık olan Ağva da kesilen ağaçların büyük çoğunluğu odun kömürü yapılıyor. Hatta, 1950 lere kadar İstanbul un odun kömürü ihtiyacının önemli bir bölümü Ağva tarafından karşılanmaktaymış. Kısmen mevyacılık, sebzecilik, balıkçılık, odunculuk ve Şile bezi el işlemeciliği ve üretiminin gelir kaynağı olduğu Ağva, son yıllarda gelişen otel, motel, ve pansiyonculuk ile turistik bir merkez olma çabasında.

Bir yanında Yeşilçay, diğer yanında Göksu dereleri, yeşilin bin bir tonunu içinde barındıran ormanları ve Karadeniz e bakan altın sarısı kumsallarıyla adeta bir yeryüzü cenneti, Ağva. Yeşilçay ve Göksu nun denize döküldükleri yerde oluşan küçük delta üzerine kurulu olan bir yerleşim. Ağva Latince de " iki dere arasındaki köy " ve " su " anlamlarına geliyormuş. İstanbul a sadece 97 km uzaklıkta olan Ağva şehrin karmaşasından, süratinden, gürültüsünden yorgun düşenler için ideal bir dinlenme, nefes alma yeri.

Ağva nın tarihte bilinen ilk konukları Hititler olmuş. Daha sonra Frigler, Romalılar, Bizanslılar ve Osmanlılar bu büyülü güzelliklerden nasiplerini almışlar. Tarihi M.Ö. 7. yüzyıla kadar uzanan Ağva da, Hititler e ve Frigler e ait kalıntıları, ayrıca Roma ve Bizans döneminden kalan kilise kalıntılarını, mezar taşlarını görmek mümkün.

Sırtını yemyeşil ormanlara dayayan Ağva nın cephesi Karadeniz e dönük. Kıyıya çok yakın yerleşim alanı olmaması, Ağva sahillerinde görüntü ve deniz kirliliği gibi bir sorunu ortadan kaldırıyor. Bu sayede geniş kumsalları ve berrak denizi ruhunuzu da okşayan bir yapıya bürünüyor. Ayrıca Ağva ya geldiğinizde canınız eğer bir tekne turu çekerse Gelin Kayası, Kilimli koyu ve hatta biraz daha vakit bulabilirseniz Saklı Göl gibi yerleri görmeden dönmeyin.

Şehrin batısından nazlı nazlı kıvrılarak Karadeniz e dökülen Göksu nun kıyıları yemyeşil bitki örtüsü ve kimi bölümlerinde geçit vermeyen sazlıklarla kaplı. Karadeniz e dökülen ağzı geniş bir kumsala açılıyor. Sahilinin her iki tarafında konaklama ve günübirlik tesisler bulunan derenin güzelliği görülmeye değer.

Ağva nın doğusunda kalan Yeşilçay adını her iki sahilindeki bitki örtüsünün suya yansıyan görüntüsünden alıyor. Mendirekleri ve rıhtımı sayesinde burası küçük tekneleri için doğal bir liman işlevi görüyor. Mendirekle ilçe merkezi arasında uzanan rıhtımda her zevke uyan kafe ve restoranlar sıralanıyor. Ağva yı dolaşırken mola vermek isterseniz bunlardan birine girerek yorgunluğunuzu giderebilirsiniz.

Rıhtımın bittiği yerde balıkçı teknelerinin bağlı olduğu ahşap iskeleler başlıyor. Çoğu derme çatma olan bu iskelelerin bazılarında, minik birer balkon çıkıntıları var. Balıkçılar burada ağlarını onarırken bir taraftan da bu inanılmaz keyifli manzaranın tadını çıkarıyorlar. Yeşil renk o kadar yoğun ki, sahil boyunca yürüdüğünüzde sadece iskeleleri değil tekneleri bile zor görüyorsunuz.

Kandıra yolundan sapılan Kilimli ve Kadırga koyları, Ağva ya 10 - 15 dakika mesafede bulunuyor. Her ikisinde de piknik yapılıp denize girilebiliyor. Ayrıca Ağva da sadece denizden ulaşılabilen minik koylar da bulunuyor. Teke yolu üzerinde bulunan şelale ise, Ağva ya neredeyse yürüyüş mesafesinde. Burada şöyle bir soluklanmanın, piknik yapmanın keyfine doyum olmuyor.

İki derenin arasında kalması Ağva yı adeta bir balık cenneti haline getiriyor. Karadeniz deki balıkların hemen hemen tamamı buralara tatlı su banyosu yapmaya geliyorlar. Tekneler, balıklarla öyle doluyor ki, neredeyse batacakmış gibi duruyorlar. İstanbul un balık ihtiyacının önemli bir bölümünü Ağva karşılıyor.

Ağva ya araba ile ulaşım için Ümraniye - Şile yolunu takip edip Şile den sonra, Ağva ya giden sahil yolunu kullanarak, Kabakoz, İmrenli, Akçakese ve Kurfallı güzergahını izleyerek toplam bir buçuk saatte Ağva ya ulaşabilirsiniz. Ayrıca İstanbul Üsküdar dan her saat başı Şile - Ağva otobüsleri kalkmaktadır.