Yalıkavak insanı rüzgarı gibi serin, toprağı gibi verimli, denizi gibi sıcak ve temizdir. Okuma yazma oranı yüksek olan halk yeniliklere açıktır ve gelenek ve görenekleri kaybolmamıştır. Sevinç ve kederleri paylaşır, düğün ve dernekleri kaçırmazlar. Üç gün üç gece süren düğünler, ziyafetler halen devam etmektedir. Köy sofraları, fırın ekmekleri, lokmalar, helvalar, keşkekler, ahtapot pilavları, aşureler, börekler hiç eksiksiz yapılmaktadır.

Anakaraya dar bir geçitle bağlı olan Küdür Yarımadası doğal SİT alanı olup bilinen zamandan bu güne hangi bir arkeolojik yapı görünmemekle birlikte, yerleşme terasları, sur ve kale kalıntıları ve değişik dönemlere ait seramik parçalarına rastlanmıştır. Yapılan bir yüksek lisans çalışmasında Küdür Mahallesinde erken Hristiyanlık dönemine ait kilise kalıntılarının Yalıkavak lılar tarafından yeni evlerin yapımında kullanıldığından söz edilmektedir.

Bu gün yarımada da zeytin yok olmaya yüz tutsa da tarihte burada tarım yapıldığını anlatan kalıntılar vardır. Kalıntılar arasında zeytinyağı ve şarap işliklerinde kullanılan ve deniz kıyısında yer alan taş pres ağırlıkları, ezme ve pres tekneleri ve kayalara oyulmuş sıvı toplama havuzları görülebilir.

Zengin bir bitki örtüsüne sahip olan bu alanda deniz son derece temiz olup tatlı su kaynakları bulunur. Özellikle Küdür yarımadasındaki fok balıklarının burayı yerleşim yeri olarak seçmeleri de, suyunun temiz ve adanın özgün olmasının göstergesidir.

Küdür tarafında bulunan ve Gemitaşı adıyla anılan kayalık civarında halen Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi’nde sergilenen Negroboy büstü ve Fortuna heykeli bulunmuştur. Yalıkavak Belediyesi ve halkın işbirliği ile şu an çıplak bir görünümde olan Küdür Yarımadasında ağaçlandırma çalışmaları sürerken buranın gelecekte doğal bir park olması düşünülmektedir.